Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ve Prof. Dr. Tuncer Gülensoy Fakültemizde

    İpekköy Yerleşkesi konferans salonunda Hunlardan Günümüze Türk Dilinin Tarihine Bir Yolculuk başlıklı bir söyleşi programı gerçekleştirildi. Türk dil bilimci, Türkolog, Yazar Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ve Ressam, Şair, Yazar Prof. Dr. Tuncer Gülensoy’un katılımıyla gerçekleşen söyleşi programında Türkçe’nin tarihi yolculuğu gözler önüne serildi. Rektörümüz Prof. Dr. Metin Orbay’ın da izlediği program yoğun katılımla gerçekleştirildi.

hun

Türklerle İlgili İlk Bilgiler Çin Kaynaklarından

     Türk dilinin yüzyıllar süren maceralı yolculuğunu izleyiciyle paylaşan Prof. Dr. Ercilasun; bu macerayı; çok uzun, uzak ve çetin yollarında kaybolmadan yirminci yüzyıla ulaşmaya çalışan bir tarih ve dil yolculuğu olarak tanımladı. Sakalar, Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Kıpçaklar, Çağatay ulusu ve Oğuzların dilimizin yolculuğuna önemli katkıları olduğunu ifade den Ercilasun; ‘’En eski atalarımız Hunlar, Sarı Irmağın hemen kuzeyinde yaşıyordu. Çin kaynakları MÖ.220’lerde Hunlardan bahseder. Türklerle ilgili ilk bilgileri Çin kaynaklardan öğreniyoruz. Tengri kelimesi ve kut kelimesi MÖ 200’lü yıllara kadar çıkan kelimelerdir. Töre kelimesi de Eski Hunların kullandığı bir kelimeydi. Ant içmek kelimesi ise MÖ 40’lara ait bir kelime olarak karşımıza çıkıyor. Çin kaynaklarından ulaşılan ve günümüze kadar gelen bir kelime de ‘yazmak’ kelimesidir. Karadeniz’in kuzeyinde kalan Türkler yazmak filli için ‘yarmak’ fiilini, Doğu’da Çin’in kuzeyinde kalan Türkler de ‘bitimek’ fiilini kullanmışlar. Bu aynı zamanda 4. yüzyılda hem Batı’da hem Doğu’daki Türklerin yazı yazdığını gösteriyor. O dönemde kağıtlara yazdılarsa kağıtlar çürüdü, yok oldu. Kaldı ki modern kağıdın atası MS 105 yılında Çinliler tarafından bulundu. Dolayısıyla Çin’in kuzeyindeki Türklerde 4.ve 5. yüzyılda kağıdın kullanılmış olması muhtemeldir.’’ dedi.

hunlar2

Orhun Kitabeleri Türk Tarihi Açısından Çok Önemlidir

      Göktürklerin Türk tarihi açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Ercilasun; ‘’Göktürklerden kalan anıtlar, bengütaşlar var. Tunyukuk, Köl Tigin, Bilge Kağan. Türk tarihinin, 8. yüzyılın ilk yarısında yaşamış üç büyük ismi. Fakat Türk tarihinde o kadar çok büyük isim var ki! O hâlde bu üç ismi diğer büyüklerden ayıran özellik nedir? Bu üç isim, tarihte milyonlarca Türk'ün kullandığı, bugün de milyonlarca Türk'ün konuşup yazdığı ve hiç şüphesiz gelecekte de yine milyonlarca Türk'ün kullanmaya devam edeceği dilin bilinen ilk temsilcileridirler. İlk defa bu üç isim adına Türk dilinde yazılı anıtlar dikilmiştir ve bunlardan ikisi, Tunyukuk ile Bilge Kağan, bu anıtlardaki Türkçe metinlerin müellifleridir. Bir gün, daha eski metinler bulunabilir. Fakat daha eskileri bulununcaya kadar Türkçenin en eski metinleri bunlardır. 1893 yılı sonlarından, 122 yıldan beri bu böyledir. Bu antlarda birbirinden farklı 800 civarında kelime vardır. Bu kelimelerin yüzde 98’i de Türkçe kökenlidir.’’ ifadelerini kullandı.

Türkler Müslüman Olunca Yeni Bir Macera Başladı

        Uygurların Türk tarihine binlerce yazılı ve basılı belge bıraktığını kaydeden Ercilasun; Karahanlıların hükümdarı Saltuk Buğra Han’ın Müslüman olmasıyla Türklerin hızla İslamiyeti seçtiğini belitti.  Bu dönemde Atabetü'l-Hakayık, Dîvânü Lugati't-Türk, Kutadgu Bilig döneminin başladığını söyleyen Ercilasun; 1000 yılına gelindiğinde Türklerin yüzde 70’inin Müslüman olduğunu kaydetti. Atalarımız Oğuzların da 960’larda Müslüman olduğunu söyleyen Ercilasun; Türk dilinin, Türkler Müslüman olunca yeni bir maceraya doğru sürüklendiğini kaydetti.

hunlar3

    Türk dilinin yolculuğuna Çin’in kuzeyinden başlayıp Anadolu’ya taşıyan Ercilasun; ‘’Anadolu’ya gelişimizin iki önemli merhalesi var. Birinci merhale 1040 Dandanakan Savaşıyla Selçukluların gelişi ve 1071 Malazgirt Savaşıyla Anadolu’ya girişimiz. 1071’de Anadolu’ya girip üç yıl sonra İznik’e ulaşmışız. İkinci merhale ise 1220’lerden itibaren Cengiz ve oğullarının hareketiyle Oğuzların Anadolu’ya sürülmesi. Anadolu yoğun bir şekilde Türk akınına uğradı. Selçuklular Anadolu’nun doğusunu ve ortasını tuttukları için yeni gelenler onların üzerinden Batı’ya Marmara’ya doğru geldiler. Osmanlı Beyliği dahil beyliklerin çoğu bu ikinci akım zamanında geldiler. İkinci akımda Türkçe’nin Anadolu’da bir yazı dili haline gelmesine yol açtı; böylece Yunus Emreler, Velet Çelebiler, Aşık Paşalar başladı.’’ifadelerini kullandı

       Dr. Ercilasun; ‘’Daha yakına gelirsek 1911’de Ömer Seyfettin, Ziya Gökalpler yani Genç Kalemler'in 'İstanbul halkının konuştuğu gibi yazalım' anlayışı da dilde sadeleşmenin özetidir.’’ sözleriyle Türk dilinin yolculuğunu izleyiciye aktardı.

hunlar4

Moğol Tarihi Türk Tarihi İçin De Önemlidir

     Prof. Dr. Tuncer Gülensoy ise sunumunda Türkçe ve Moğolca arasındaki benzerlikleri anlattı. Gülensoy; ‘’Cengiz Han tarihteki en kudretli liderlerden biridir. Cengiz Hanı, ata ve oğullarını anlatan pek çok eser yazılmıştır. Bunlar, Moğol mitolojisinin önemli belgelerindendir. Bu belgeler Moğol tarihi ile birlikte Türk tarihi için de önemlidir. Büyük Moğol hükümdarı Cengiz Kağan ve onun şeceresi ile ilgili olarak yazılmış eserler Moğol tarihi ile birlikte Türk tarihi için de önemlidir.’’ dedi. Gülensoy Moğolca ve Türkçedeki benzer kelimelerden örnekler vererek sunumunu bitirdi.

hunlar4 (1)

      Program sonunda Rektörümüz ve Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanımız M. Fatih Köksal tarafından Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ve Prof. Dr. Tuncer Gülensoy’a fidan dikme sertifikası ve çeşitli hediyeler takdim edildi.