Milli Mücadeleyi Anlatan En Önemli Edebi Yazıt İstiklal Marşımızdır

        İstiklal Marşımızın TBMM’de kabul edilişinin 96’ncı yıl dönümünde ‘’İstiklal Marşının Kabulü’’ başlıklı bir panel düzenlendi. Rektörümüz Prof. Dr. Metin Orbay’ın panel başkanı olduğu  programda Rektör Yardımcısı  Prof. Dr. Kemal Polat, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Fatih Köksal, Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyelerimiz Yrd. Doç. Dr. Ümmü Gülsüm Tarakçı Gül ve Yrd. Doç. Dr. Songül Keçeci Kurt panelist olarak yer aldı. İstiklal Marşımızın ve onun yazarı Mehmet Akif Ersoy’un çeşitli açılardan ele alındığı panel, İpekköy Yerleşkesi konferans salonunda yoğun katılımla yapıldı. Program İstiklal Marşımızın okunması ve şehitlerimiz anısına saygı duruşuyla başladı.

istiklal marşı

Milli Mücadeleyi Anlatan En Önemli Edebi Yazıt İstiklal Marşımızdır

      Programın açılışını yapan Panel Başkanı Prof. Dr. Metin Orbay; ‘’Yabancı ve yerli tarihçilerin üzerinde hem fikir olduğu bir konu varsa o da ‘Eğer Türkler olmasaydı tarih öksüz kalırdı.’ tezidir. Bu söz; sadece toy yapar gibi cenk yapan, kıtadan kıtaya koşan, çağ açıp çağ kapatan bir milletin meydanlarda yaptığı bir savaşın eseri değildir; bu söz aynı zamanda medeniyetler inşa eden; bilimde, sanatta önemli eserler veren bir milletin, tarihçilere söylettiği bir sözdür.’’ dedi.

       Türk tarihinin çok farklı dönüm noktaları olduğunu söyleyen Orbay; ‘’Bu dönüm noktalarından bir tanesi de milli mücadele ve yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’dan, Amasya’dan başlattığı bağımsızlık ateşinin yakılmasıdır. Milli mücadeleyi de anlatan, taçlandıran önemli bir edebi yazıt İstiklal Marşı; bu yazıtın şairi ise Mehmet Akif Ersoy’dur. Bu paneli de Mehmet Akif Ersoy’u anmak; İstiklal Marşımızı gençlere daha iyi anlatmak için düzenledik.’’ ifadelerini kullandı.

Atatürk İstiklal Marşı'nın Hangi Dizelerinin Daima Hatırlanmasını İstedi

      Panelistlerden ilk konuşmacı Yrd. Doç. Dr. Songül Keçeci Kurt; İstiklal Marşının yazılışına giden süreci izleyicilerle paylaştı. Kurt; ‘’Cumhuriyet kurma hazırlığında olan TBMM’nin bağımsızlığının sembolü sayılacak bir marşa ihtiyacı vardır. Böyle bir marş ile halkın moral gücü sağlam tutulacak, TBMM düzenli orduyu kurarken ordu-millet dayanışması sağlanacaktır. Öncelikle bir yarışma tertiplenmiş, yarışmaya 724 şiir gönderilmiş ancak bu şiirlerin hiç biri milli marş olmaya değer görülmemiştir. Bu arada böyle bir şiiri ancak Mehmet Akif’in yazabileceği ancak ödül işine Akif’in sıcak bakmayacağı bilinmektedir. Akif’in yakın arkadaşı Hasan Basri’nin de araya girmesiyle Akif kısa bir süre zarfında İstiklal Marşını yazar. Akif’in ödülü geri çevirmesi de ülke sevgisinin para ile ölçülemeyeceğinin kanıtıdır. Gazi Mustafa Kemal İstiklal Marşının kabulünü Meclis’te ısrarla savunmuş ve ‘Bu marşın istiklal davamızı anlatışı yönünden büyük manası vardır, Benim en beğendiğim parçası ise 'Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet/Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin İstiklal'‘’ demiştir. Atatürk bu dizelerin Türk milleti tarafından daima hatırlanmasını istemiştir.’’ cümlelerini kaydetti.

istiklal marşı1

Akif, Cehalete Savaş Açtı

       Akif ve Gençlik başlıklı sunumunda Yrd. Doç. Dr. Ümmü Gülsüm Tarakçı Gül; ‘’Akif toplumu çok iyi bilen bir şairdir. Önce toplumdaki problemleri, sorunları tespit ediyor; reçeteyi yazıyor; bu reçeteyi de Asım olarak idealize ediyor.  Akif‘in toplumun düştüğü ümitsizlik, yeis, bencillik bataklığına şiddetle itiraz ediyor. Bütün bu olumsuzlukların temelinde tek bir kelimenin yattığına inanıyor: cehalet. Akif cehalete savaş açmıştır; cehaletin reçetesi Arif’e göre marifet, ilimdir. Akif; ilim Batı’daysa 'gidip alacaksın' diyor. Batı’dan ilimi alacağız ama milli değerlerimize ters düşün hiçbir şeyi almayacağız. Akif; hiçbir şey yapmayan, tevekkülü yanlış anlayan, kaderciliğe teslim olmuş anlayışa da itiraz ediyor. Eğer çaba harcamazsan kaderi suçlu bulursun, diyor. Akif’e göre çalışmayan gayret etmeyen bir toplum yer yüzünden silinecektir.  İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy; Asım adıyla gençlere şu mesajı verir: Sahipsiz olan Memleketin Batması haktır/Sen sahipsiz olursan bu vatan batmayacaktır.’’ cümleleriyle Akif’in gençlerden beklentisini dile getirdi.

İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe'deki Ortak Ruh Bağımsızlık Ruhudur

      İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabeyi Birleştiren Ruh başlıklı bir sunum yapan Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. M. Fatih Köksal; İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe'yi birleştiren ruhun ikisinin de gençliği muhatap alması olduğunu söyledi.

      Köksal; ‘’Ne İstiklal Marşının sahibi Âkif’tir, ne Gençliğe Hitabe Atatürk'ün eseridir. Zira Atatürk, kısa ama her cümlesiyle sarsıcı, o muhteşem metni Türk gençliğine adamış, keza Mehmet Âkif de yazdığında “Kahraman Ordumuza” ithaf ettiği İstiklâl Marşı için “O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim milletime karşı en kıymetli hediyem budur.” demiştir. İkisi arasındaki ilk birlik “millete adanmış eserler” olmasıdır. Bu temennimizi, Âkif; “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” mısrasıyla ezelden alır ve Türk bayrağına hitap ettiği “Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl” mısrasıyla ebediyete kadar götürür. Atatürk de aynı “devlet-i ebed-müddet” (sonsuza dek yaşayacak devlet) fikrini “Ey Türk Gençliği!” hitabıyla başladığı Gençliğe Hitabe’sinde, gençliğe ilk görev olarak sonsuza kadar devleti koruma ve savunmayı gösterir: “Birinci vazifen Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” dedi.

istiklal5

      Her iki metni de karşılaştırmalı olarak anlatan Köksal; ‘’Akif Arnavut’tur; ama ’'Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl” dizlerini yazdıran ruh onda vardır. Burada bir kan ırkçılığı yapmıyor ve kendini bu mısraları yazacak kadar Türk hissediyor. Milliyetçilik esasında sözde ve özde olan bir şeydir. Akif böyle derken Atatürk de Gençliğe hitabesinde “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”  diyerek gençliğe iman azim aşılıyor.’’ ifadelerini kullandı.

      Karşılaştırmalarına devam eden Köksal; “Sen şehîd oğlusun incitme yazıktır atanı/Verme dünyâları alsan da bu cennet vatanı” derken; Atatürk “Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahîm olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyânet içinde bulunabilirler.” der; bu sözlerle Akif ve Atatürk de -hiçbir çıkar uğruna vatanından vazgeçme- diyor.’’ dedi.

      Köksal; ‘’İstiklal Marşında “Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ/Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ” dizeleriyle bir feragat ve fedakârlık örneği sergilerken; Atatürk ‘Ey Türk istikbâlinin evlâdı! İşte bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır.” diyor. İkisinin arasındaki en müşterek duygu istiklal hissidir, bağımsızlık hissidir. İkisinde de en öne çıkan düşünce budur.’’ cümleleriyle Türk milletinin kılavuzu olan iki eserin ortak duygusunu izleyiciye aktardı.

istikla3

Akif'e Göre Din İlerlemenin Lokomotifidir

      Prof. Dr. Kemal Polat ise Mehmet Akif ve din olgusu üzerine bir sunum yaptı. Akif’in derdinin insanlar arasına doğru bir din algısını yerleştirmek olduğunu söyleyen Polat; ‘’Akif sancılı bir dönemin şairidir; onun şiirlerinde milletimizin serzenişlerini, gözyaşlarını, figanlarını, sıkıntılarını görürüz. Akif’in ele aldığı en önemli konulardan birisi de dindir. Akif’in din algısını anlayabilmemiz için Akif döneminde dine nasıl bakılıyordu; bunu bilmemiz gerekiyor. Hurafelerin ve şekilciliğin hâkim olduğu; gerçek din anlayışının ortadan kalktığı bir dönemdir ve Akif bu din anlayışlarından şikayetçidir. Bir takım din anlayışlarını bertaraf ederek; Kur'an’ın din anlayışını hâkim kılmak gerektiğini söylüyor.’’ dedi.

      Akif’e göre dinin gelişmeye, yükselmeye engel olmadığını; ona göre bilakis ilerlemenin lokomotifi olduğunu kaydeden Polat; ‘’Akif için dinsiz bir hayatın kıymeti harbiyesi yoktur ve dini ilim yoluyla tahsil etmek gerekir.  Onun idealinde hayat şerefle, şeref imanla, iman ahlakla, ahlak İslam’la, İslam ise ilerleme ve fen ile mümkündür. Akif, İslam toplumlarının geri kalmasının sebebini Kur'an’dan ayrılmaya İslam’dan uzaklaşmaya bağlıyor.’’ diyerek sunumunu bitirdi ve gençlere Kur'an ve Safahat’ı okumalarını tavsiye etti.

istiklal4

     Program sonunda Rektörümüz Orbay panelistlere katkılarından dolayı teşekkür etti.